Almanak 2020

2021 Mayıs ayının ortalarındayız, 2020 almanağı da neyin nesi, bir 6 ay daha beklesen 2021 almanağını yazabilirdin diyebilirsiniz 🙂 Netflix’in de geçtiğimiz hafta sosyal medya hesaplarında paylaştığı gibi “Öznel zamanda sadece birkaç ay. Ama Dünya’da yüzyıllar geçti.” Bugün yine yılları karıştırıyorken, kaç yaşında olduğumu düşündüm ve aslında herkese yaşımı 32 dediğimi ama çoktan 33 olduğumu farketmemle beraber beynimde açık bir process kalmış gibi, “almanağı yazmadın, almanağı yazmadın”‘ı artık gerçekleştirme zamanı geldiğini farkettim.

Her yıl yaptığım gibi bir önceki yılı hangi cümlelerle kapatmışım diyerek 2019 almanağına dönerek başlıyorum.


2019 tabi ki sadece bu anlardan bu fotoğraflardan ibaret değil. İlk defa bu yıl çok uzun geldi, bitsin istedim. Nasıl mı geçti, sadece blog yazısı değil yeniden kitap okumaya döndüğüm, netflixi hatmettiğim, bazıları için az kendim için çok fazla spor yaptığım, gezdiğim, ailemle, arkadaşlarımla vakit geçirdiğim, hatta arada birşeyler pişirdiğim bir yıl oldu. Kendimi dinlenmeye, her anı planlamamaya zorladım olabildiği kadar tabi benim için zor bir eylem. Kahkalara boğulduğum anlar da oldu, nasıl ilerleyeceğimi bilemediğim, kendimi sorguladığım anlar da. Her zaman her istediğimizi gerçekleştiremeyebiliyoruz. Kendi davranışlarımızdan, yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarına etki edemeyiz. O yüzden elimizden gelenin en iyisini yapmaktan başka çaremiz yok. Ama bazen elimizden gelenin en iyisinin de yeterli olmadığı, motivasyonumuzu kaybettiğimiz anlarda durup bir nefes alıp sonra devam etmekten başka yapabileceğimiz birşey de yok. En azından benim bildiğim.

2019 dinlenme yılı olarak misyonunu tamamladı. Bu sene koşmaya devam!

2019 biraz daha zamanı ölçülü kullanmaya çalıştığım, kendi iş-yaşam dengemi yeniden kurmaya çalıştığım bir yıl olmuştu. 2019’un hiç bitmemesi ve koşmaya devam dileği mi yanlış olmuş acaba diye bir düşünmeden edemedim. 2020 hem çok hızlı hem de çok yavaş geçti.

Bir önceki yılın benim için önemli anılarını toparlamaya çalışırken hep fotoğraflardan yardım alırım. Bu sefer çoğunlukla evlerde olduğumuz için tabi fotoğraflar da dönem dönem çok az, belki mesajlara/maillere bakmak daha doğru olabilirdi bu yıl için, ama rutinimi bozmuyorum. 🙂

Aşağıdaki fotoğraf 2 Ocak’da, yani yılın ilk iş gününde, şirkette kahve alırken muhtemelen başka bir ekip arkadaşımız tarafından muziplik olsun diye çekilmiş bir fotoğraf olmalı. Başımıza birkaç ay sonra neler geleceğinden tamamen bihaberiz. (turuncu bereli benim)

Yıl sakin ve keyifli başlamıştı 😀 Ocak, Şubat aylarında Zomato kampanyanlarıyla Kadıköy’de, Beşiktaş’da nerede kokteyl içebiliriz diye kovalıyorduk, bahar için ne zaman köprü tatiller varmış, bu sene nereleri gezsek planları yapılıyordu, bir yandan kız kardeşim yazın evlenmeyi planladığı için ona biraz yardımcı oluyordum. Beni sadece bu yazıyla değil de öncesinde tanıyanlar için düzenli olarak trendleri, Android başta olmak üzere takip edip, konferanslara katılımcı/konuşmacı katılırım. Yine bu sene hangi konferanslar varmış, hangilerine başvursam, hangi konularda konuşma hazırlasam diye araştırma yapıyordum. Yani tatlı tatlı yeni yılın planları yapılıyordu.

Tabi Şubat ayında dünyadaki haberleri duymaya başlamıştık ama hiç birimiz küresel bir sağlık krizi olabileceğini tahmin edemedi. Kız kardeşim Haziran’da evlenmeyi planlıyordu. Benim Mart içerisinde 4 farklı konuşmam vardı, eğer takvimim beni yanıltmıyorsa Bükreş, Ankara, Mersin, Kütahya. Nisan için bir arkadaşımla İspanya için bilet almıştık. 23 Nisan tatilini değerlendirecektik, şu an gitmeyi planladığımız şehirleri bile hatırlamıyorum. Ondan 2 hafta sonra da SF’de Google I/O vardı. Bu sene gidebilir miyim, işlerimi ayarlasam da gitsem mi gitmesem mi diye düşünüyordum. Türkiye’de yaşayan biri olarak ben ilk alarmları GDE programı sayesinde Google’dan almaya başladım. Güvenliğimizin önemli olduğunu, seyahatlerimizde dikkatli davranmamız gerektiği, istersek iptal edebileceğimizden, ardından gitmemizi desteklemediklerini ve seyahatleri askıya aldıklarını anons eden gün be gün duyuru emailleri aldık. I/O için ise durumu izlediklerini henüz karar verilmediğini söylemelerinden kısa bir süre sonra bu sene olmayacağını yenilikleri farklı bir yöntemle duyuracaklarını söylediler.(#11WeeksOfAndroid11) Bunlar olduğunda sanırım Mart başıydı. Bükreş’deki konuşmam 12 Mart’dı. Uçak ve konaklamamı birkaç gün kala iptal ettim, sonra etkinlik de iptal oldu. 11 Mart akşamı şirkette bir email aldık. Ertesi gün, yani 12 Mart Perşembe, şirketin yarısının evden; 13 Mart Cuma da diğer yarısının evden çalışacağını ve deneme yapacağımızı söylediler. Ben 12 Mart evden çalışma grubundaydım, 13 Mart’da şirketteydim. 13 Mart’da bir süre tamamen evden çalışacağımızı söylediler. Birkaç hafta sonra geri geliriz heralde diye acil olan şirket eşyalarımızı toplayıp çıktık. Tabi eşya almak için gidebiliyoruz ama o günden beri evden çalışıyoruz.

Yılın fiziksel olarak insanlarla bir arada olduğumuz ilk 2.5 ayını düşününce hashcode’u atlamak olmamalı yalnız 🙂 Advicesquad takımızla geçen sene Dünya rekorları kıran şirketimizde 3. takım olmuştuk. Ama emin olmak için fotoğrafın tarihine birkaç kere baktım. Üzerinden çok uzun bir zaman geçmiş gibi ya da hiç geçmemiş gibi.

Mart ayında fiziksel olarak katılmayı planladığım etkinliklerin bir kısmı iptal oldu, bir kısmı online’a döndü. En yakın arkadaşlarımdan biri, Ankara’da yaşıyor. Ankara’da katımayı planladığım konferans şans eseri arkadaşımın doğum tarihine denk geliyordu. Gittiğimde bebeği görmeyi planlıyorken sadece online olarak görebildik 🙂 Neyse böylece hayatımızda yeni bir dönem başlamış oldu.(online etkinlikler) Pandeminin ilk zamanları toplulukların online da olsa bir araya gelmesinin herkes için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Ancak bir süre sonra konular, insanlar, konseptler tekrara dönmeye başladı ki bu da azalıp özelleştiği noktaya bizi getirdi. Aynı zamanda sürekli üretkenliğin de bir noktadan sonra strese sebep olduğunu düşünüyorum.

Bu arada geçtiğimiz sene çokça online konuşma yaptım. Ama geçen sene derken yine aklım 2019’a gitti ve bi anlığına sen 2019’da o kadar konuşma yapmadın ki dedim kendi kendime. 😀

Sonra neler oldu, yanlış hatırlamıyorsam Haziran’a kada şehirler arası ulaşım kapalıydı. Yıllardır araç bakıp almamış biri olarak İstanbul içinde de çok kısıtlı bir ulaşım alanına girmiş oldum böylece. Hep evimin trenle/dolmuşla gitmek istediğim yerlere mükemmel ulaşım noktasında olduğunu düşünürdüm 😀 Ama neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyorduk ve toplu ulaşım çok riskliydi, böylece arkadaş arabaları ve zorda kaldıkça taksi, çokça da evimde ve evimin çevresindeki sokaklarda bir hayat yaşamaya başlamış oldum. Herkes gibi ben de eve sarmaya, yeni mutfak eşyaları, balkon mobilyaları, dekoratif eşyalar almaya, zamanı sürekli daha üretken nasıl geçirebilirim kovalamaya başladım. Mutfağa girdim, üstün yeteneklerimle bütün mutfağı defalarca birbirine kattım 😀 Zoom/whatsapp görüntülü buluşmaları hayatımıza girdi. Aile buluşmaları, arkadaşlarla bira geceleri online’a döndü. Yine baştan iyi geldi ama zamanla ekran da yordu hepimizi. Yolun hayatımızdan çıkmasıyla birden bire zaman çok artmıştı. Şimdiyse eskisine oranla hiç bi fark yok gibi. Gün çok hızlı eriyor. Sanırım sürekli evde olmaya fazla alıştık ya da zamanı (yanlış) tüketmeyi öğrendik.

Bu arada Friends’i bitirdim ve en büyük fanlarından biri oldum 😀

Haziran’da yolların açılmasıyla beraber, tekrar yavaş yavaş biraz hayatlarımız normalleşmeye başladı. İlk tabi aylar sonra ailemi ziyaret ettim. Bu normalleşmede de sürekli hangi restoran daha çok dikkat ediyormuş, acaba açık havada mı görüşsek, ben ailemi ziyaret edeceğim nolur nolmaz açık havada da görüşmeyelimlerle devam eden binbir türlü koşula bağlı planlardı. Park’lar en temel buluşma yerlerimize dönüştü. Hava soğusa da titreye titreye açık hava kafelerde/parklarda planlar yapmaya devam ettik, tabi kış yağmuruyla/karıyla gelene kadar.

Arada deli cesareti ve bol dikkatle bir tatil de yaptık ama.

Kardeşimin Haziran’da planladığı düğün Ağustos’da küçük, hızlı, açık havada her şeyin kontrol altında olduğu (herşeye çok dikkat edildi ama burada zaten bilinen önlemleri saymıyorum) bir kutlama olarak gerçekleşti. Anlamsız bir yıldaki nadir özel ve anlamlı zamanlardan biriydi.

Bunlarla beraber hem çok sevdiğim arkadaşım hem de yöneticimin yurt dışında çalışma kararı almasıyla arkadaş grubumuzdan birini daha Türkiye’den uğurlamış olduk. (Aşağıdaki fotoğrafta uğurluyoruz) Hayat durmuyor tabi ki. Tüm profesyonel hayatıma baktığımda Türkiye’de azınlık kaldığımızı söyleyebilirim. Zaten şu an Türkiye’deki şirketlerin yazılımcı bulmakta zorlandıklarını iletmesi de aynı konu.

Peki başka neler oldu. Tüm bunlar olduğunda artık yaz da bitmişti. Geri önlemler artmaya başlamıştı. Hala tam ne olduğu bittiği net olmayan bir aralıktayız. Vaka sayıları artmaya başladı. Bu arada aracım olmadığını, ulaşımda zorlandığımı söylemiştim. Sürekli seyahat edecek yer kovalayan ve İstanbul içinde evim merkezi olduğu sürece de toplu taşıma/taksi yeterlidir diyen beni de pandemi araç sahibi yaptı. 🙂 Uzunca bir süre araç bulamasam da sonunda küçük bir araba sahibi olmayı başardım ve ulaşım problemimi çözmüş oldum. Özgürlüğün yeniden geri gelmesi gerçekten çok güzel. Tabi bir yıl öncesi ve sonrasının fiyatlarından bahsetmiyorum. Zorunluluklar değişince(arz/talep), üretim azlığı, dövizin yükselişi derken ciddi bir fark oluştu.

Yaz sonundan itibaren farklı oluşan koşullardan 2 kere arka arkaya terfi ettim. Önce senior developer, ardından şirket içerisinde açılan bir fırsatla kendi yazılım ekibimin yöneticisi oldum. Tabi belli bir ünvandan sonrasında iç başvuru ve mülakat süreciyle terfi edilen şirketimde farklı zamanlarda oluşan fırsatlarla 5 ay civarı, yani yazın sonlarından yıl başına kadar, hep yoğun tempoda ve koşturma içindeydim. 1 Ocak itibariyle yeni görevime başladım.

Tüm 2020’ye baktığımda, daha çok eğitim aldım, daha çok eğitim verdim, tekrar düzenli kitap okumaya başladım(2019’da okumaya başladım demişim ama sadece başladım diyebilirim), yoga stüdyosu yerine online app üzerinden yoga yapmaya başladım(paralelde çok yemeye de başladığımdan bir işe yarayamadı 😀 ), netflix’deki bütün popüler içerikleri bitirdim, bütün video streaming applerine üye oldum :D, anda olmayı öğrenmeye çalıştım(mbsr eğitimi aldım) hala tam olduğumu söyleyemem(tam bir overthinker’ım), İstanbul’daki parkları, bahçeleri, orman parkurlarını öğrendim, araba kullanmayı öğrendim, mobiler.dev’de öğrenci mentörlüğü yapmaya başladım(umarım birkaç kişinin hayatlarına olumlu etki yaratacak şekilde dokunmayı başarabilmişimdir), yeni hobiler denedim. Yani yıl o kadar da boş geçti dersem 2020’ye haksızlık etmiş olurum ama günümün çok hareketli ve iletişimin çok yüksek geçmesine alışmış, bolca seyahat eden biri olarak yıl içinde olanları zaman çerçevesine oturtmakta zorlanıyorum. Ve de belirsizlik içinde yaşamak herkesi olduğu gibi beni de çok yordu, yoruyor.

Yapmak istediklerimiz, kendi etki alanımızda olmalı. Örneğin; normal bir yıl yaşayabilmeyi kendime hedef koyamam ama okuyabileceğim kitap sayısını, dinleyebileceğim podcast sayısını koyabilirim. 1 Ocak itibariyle yeni görevimde çalışmaya başladığımdan, bu yıl benim için çok öğretici bir yıl oldu. Her saniye, yaşadığım her yeni durumda yeni bir şey öğreniyorum. Yorulduğumda bunu yorgunluk değil öğrenim olarak görüyorum. Şartları biz belirleyemesek de şartlar değiştikçe nasıl tepki vereceğimizi biz belirleriz. Elimdeki koşullarla mümkün olduğunca kendimi donatmaya çalıştığım bir 5 ay oldu ve sene sonuna kadar da böyle geçmesini umuyorum. (ilk aylarımda okuduğum beğendiğim bazı notlarımı da derlemeye çalışacağım, bu geçiş döneminde faydalandığım kaynakları aktaracağım bir yazı planlıyorum).

Ancak tabi her zaman böyle geçmiyor. Benim de her insan gibi zaman zaman uplarım zaman zaman da down’larım oluyor. Her şeyin çok mükemmel olduğu bir dünya maalesef yok, bu down anlarına denk gelen ve kendilerine saçmaladığım arkadaşlarımdan da özür dilemiş olayım 😀 😀 Şu ara Malcolm Gladwell’in Blink kitabını yeni bitirdim. Daha büyük ihtimalle Outliers kitabını duymuş olabilirsiniz. Çok özet olarak hayatlarımızdan anlık kesitler alarak bunların doğru değerlendirildiğinde nasıl daha büyük analizlere etki edebileceği, sözlerimizin değil davranışlarımızın önemli olduğu, bilinçaltımızın anlık kararlarımıza olan etkisini örnekler üzerinden anlatıyor. İnsanlar hayati kararları anlık değerlendirmelerle(ancak yıllar boyunca onları besleyen bilinçaltıyla) verirken aslında kendileri için önemi düşük olan kararlarda artı/eksi çartları yapmaya yöneliyormuş. Yıllar içerisinde okuduğumuz, duyduğumuz, gördüğümüz her şey, tanıdığımız insanlar, yaşadığımız olaylar farkında olmadan anlık kararlarımızı etkiliyor. Bir kitap okuduğumuzda satır satır hatırlamasak da, izlediğimiz tüm filmleri detaylı anlatamasak da oradaki bazı mesajlar dönüyor dolaşıyor farkında olmadan verdiğimiz kararları etkiliyor. Bunu niye anlattım, okurken bir yandan da şunu düşündüm pandemi gibi içinde olduğumuz çook farklı bir dünyada ruh hallerimiz bu kadar değişkenken acaba o hayatımızdan alınan kesitler alındığı zamana bağlı olarak karakterlerimiz hakkında ne kadar doğru sonuç verebilir.

Pandeminin bize öğrettiği iki önemli şey olduğunu düşünüyorum. Birincisi içimize dönmek, kendimizi fazlasıyla yakından tanımak 😀 Bu her zaman iyi mi hala çok emin değilim ancak böyle bir zaman yaşanmasa tüm dünyanın hep beraber kendine dönmesi de pek mümkün olmazdı. Diğeri de bizim için gerçekten kimlerin önemli olduğu. Hepimiz evlerimizde kendimizle, ailerimizle birebir çok daha fazla zaman geçirdik. Farklı/yeni şeyler denedik. Nelerin bizim için önemli olduğunu bir kere daha değerlendirdik. Ve de her gün kalabalıklara karışıp milyonlarca farklı insanla iletişimdeyken şimdi sadece görüşmek/konuşmak istediğimiz insanlarla bunun için gerçekten çaba harcayarak iletişimde kalıyoruz.

Geriye kalan 7 ay için, çok daha sağlıklı bir yıl olsun 😀

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.