Almanak 2019

Her sene Almanak hazırlamak nedense daha zor bir hal alıyor, bir yandan da geriye dönüp bakabilmek ve yeni yıla başlayabilmek için eskisinin üzerinden geçmek lazım. O zaman her zamanki gibi bir önceki yılı 2019’u nasıl karşılamaya karar verdiğime bakarak başlıyorum 😀

Önümüzdeki yıl için hedefim, çok büyük hedefler koymamak. Küçük hedeflerle minik adımlarla ilerlemek.  Ve herşeyi akışına bırakmak, günümü güzel ve mutlu geçirmeye çalışmak. Bu yılın bana öğrettiği buydu. Bakalım ne kadar kalıcı olacak.

Tam olarak böyleydi diyemem ama hayatı daha çok akışına bıraktığım, kendimi şiddetle yavaşlatmaya çalıştığım bir sene oldu. Durağanlık insanın gerçekten zamanını nasıl geçirmek istediğini karar vermesini sağlıyor, sıkışık planlarda sürekli koşturduğumuzda ise durup düşünecek vakit kalmıyor. Bunu ne kadar başardım şüpheli ama önceki yıllara göre çok daha sakin geçen bir yılım oldu, öyle ki bi noktada ne kadar uzun bir sene olduğunu düşündüğüm oldu 😀 Zaten yeni yıla şirketin lokasyon değiştirmesi sebebiyle harala gürele evimi taşıyarak girmiştim ki bir de birikmiş yorgunluklarımı sayarsak sakin bir seneye ihtiyacım vardı. O zaman google photos ve instagram aracılığıyla bakalım nasıl bir seneymiş. Neyseki fotoğraf çekmeyi çok seviyorum 😀

Yeni yılı karşılıyoruz :))

Yeni evimin lokasyonunda beni en çok heyecanlandıran sonunda evime 1-2 dk mesafede bir yoga stüdyosu olmasıydı. Ev taşıma sonrası geçmeyen sırt ağrılarını da düşününce şifayı bulur muyum diye başladığım yogada çok daha fazlasını buldum. Sırt ağrılarımın 2. seansda geçmesi bir yana kendimi çok daha güçlü, zinde, enerjik, kafamı daha açık hissetmeye başladım, uykularımın bile kalitesi arttı. Sonra yazın çok sıcak zor oluyo diye sattım tabi, artık geri başlamak lazım 😀

Şimdi bir öğrenim geliyor. Bir önceki sene aldığım yelken eğitiminin son dersinde hava uygun olmadığı için 1 saat sonra geri dönmüştük. O dersi almam gerekiyordu. Daha durağan bir gününde hocayı aradım, benim son bir dersim kalmıştı kışın da çıkıyor musunuz dedim. Tabi kıyafetler var, gelebilirsin dedi. Yandaki resimde bir parçası gözüken aslında hava geçirmez tulum. Bir daha kışın yelken mi umarım çıkmak zorunda kalmam. Hayatımda bu kadar üşümemiş olabilirim. Benim dışında gelen 3 kişinin ilk dersleriydi ve uykusuzlardı. 1 saat sonra kamaraya çekildiler. Bi elimde halat bi elimde yelkenliyi sürüyorum, hoca teknenin tepesinde yelkeni indiriyor çünkü savruluyoruz. İnanılmaz deneyimdi, hiç bir çıktığımızda bu kadar uzun süre kullanmadım ama iliklerime kadar dondum. O kıyafetler filan yalan, kesinlikle yetmiyor.

Yine bir kayak maceram var bol düşmeli kalkmalı, bu iş olmadı bende her seferinde kenarda şarap içmeye dönüyor olay ama yine de eğlenceli bir seyahatti 😀 Bol gülmeli fotoğraflardan bir tane bırakıyorum.

Hashcode’u da es geçmeyelim, Garanti’nin hub’inda Team Hacettepe(Melike, İbrahim, Narin) olarak büyük umutlarla katıldığımız hashcode’un sonunda hem şirkette, hem Türkiye’de, hem dünyada %50’ye girebildik ama yine de çok eğlenceliydi. Çok istikrarlıyız 😀

Yılın ilk konferans konuşması IWD İzmir’deydi. İlk Kotlin konuşmamı da böylece yapmış oldum. Bu sene toplamda 4 event’de konuştum. Hayatımı yavaşlatmaya çalışmamı her yöne yansıtmaya çalıştım ki sonraki seneler için de enerji depolayabilmiş olayım.

Konuşmamın süpriz konuğu Ecem. 🙂
Ve İzmir’e gitmenin en keyifli yanı, üniversite oda arkadaşıma kavuşmak 😀 fotoğraf kaymış ama İzmir bombasıyla kendimizden geçen bizler mutluyuz 😀

Bursa’da mutlu bir turist olduğum anlardan da bi foto serpiştiriyorum şöyle 😀

Çiçek Izgara

Bu tatlı sarışınlar sayesinde tanışıp şu an en sevdiğim mekanlardan biri olan Ranchero’da doğum günü kutluyoruz 😀

Sadece çalışanlarda olan aşırı güzel Monday Hero tshirtlü fotomu da şöyle bırakayım. Thanks Burcu&Nazlı

Senenin bir sonraki konuşması IWD Bursa, Hem memleketimde konuşmanın heyecanı, hem ilk defa anne ve babamın beni dinlemeye gelmiş olması. Aşırı heyecanlı ve duygusal bir gün oldu.

4 yıl önce Garanti pilot takımlar kurup agile’ı denemeye başladığında ilk takımdaydım. Bu sene dijital’in ve şu an neredeyse tüm şirketin agile’a dönmesiyle benim de yeni bir agile takımım oldu tabi. Girenler çıkanlar oldu ama buraya ilk kadronun fotoğrafını bırakıyorum. Beraber çok eğlendik, güzel şeyler başardık, nicelerine 😀

Bir sonraki konuşma da WTM Ankara. İzmir’e gitmenin ekstra eğlencesi nasıl oda arkadaşım Elif’e kavuşmaksa, Ankara’ya gitmenin bonusu da İstanbul’a gelmeyip REM’i (Rana, Elif, Melike) öksüz bırakan Ranacığıma kavuşmak. Yine her buluşmada çocuklar gibi eğleniyoruz.

WTM sezonunu tamamlamanın ardından şirketten arkadaşım tatlış insan Zeynep’le minik bir Viyana Budapeşte tatili yapmıştık. Şimdi gitmeyenler için Budapeşte’de bir göbekli polis heykeli var. Onun göbeğini sıvazlayıp dilek dilerseniz gerçek oluyor. O yüzden ne dilediğinize dikkat lütfen 😀 Şöyle birkaç kare bırakıyorum. Viyanda’daki her bir kafenin sarayın bir odası gibi olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim.

Ve her sene olduğu gibi bir arkadaşımı daha yurt dışına uğurlamak zorunda kaldım. Yakın arkadaşlarımın sürekli yanımdan birer birer kaybediyor olsam da başarılarıyla gurur duyuyorum, napalım yapacak birşey yok. Okuduğunda bu sitem sana Sinem 😦 Bir evimiz de Viyana’da artık.

Veeee yılın en beklenen anı geldi çattı. Google IO ve San Francisco. Google IO binlerce insanı bir araya getirip bay area’da bir developer festivali yaratmasıyla sadece bir konferans olmaktan çok öte. Aşağıda io çetemiz. Tabi ki yine kocamaaan bir Türk kahvaltısı yapıldı, Wtm dinner, GDE before IO event, intel party ve daha niceleri. Gidenlerin sadece sessionlara gitmeyip o hafta orada developer’lara özel düzenlenen bütün networking eventlerine gitmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.

Ve Melike’nin 30 olması şerefine doğum gününde instagramda paylaştığım mezuniyette çekildiğimiz girl band fotoğrafını da paylaşmadan geçmek olmaz. Her baktığımda gülmeden kendimi tutamıyorum 😀

Şöyle tatlış bir de caddebostan sahil anısı bırakıyorum. 🙂

Son birkaç yıldır sürekli oradan oraya koştururken yaz tatillerini hep atlamıştım. Bu sene ailemle geçireceğim bir tatil dönemi ayırma için kendime söz vermiştim ve tuttuğum için mutluyum. Bol gezmeli, bol yüzmeli bir tatil oldu. Bu sene son birkaç yılda yüzdüğümün toplamından daha fazla yüzmüş olabilirim yaz boyunca 😀

Ve yıllar sonra Sevilcan bizi İstanbul’da ziyaret etti ve de yabancı damadımıza hayatımda ilk defa İngilizce kahve falı baktım. Bunu da es geçemem şöyle bırakalım 😀

Yıllardır üye olduğum fotoğraf klubüyle de çok uzun zamandır hiç bir geziye gitmemiştim. Biraz Zeynep’in gazı biraz da madem hayatı yavaşlattım, farklı renkler katayım yaklaşımıyla geziye katıldım ama farkettiğim üzere zavallı pixelimin arka lensi düştüğünden beri düzgün çekemiyor ve fotoğraf makinesiyle fotoğraf çekmekten de o kadar keyif almıyorum 😀 fotoğraf gezisi o yüzden benim için daha çok gezi oldu 😀 Eskiden kocaman kocaman makineleri taşıyıp çekiyormuşuz ama şu an akıllı telefonların mükemmel bir fotoğraf makinesinin çoğu işlevini karşılaması, customize edilebilmesi gibi gelişmelerle makineleri aratmaz oldu. Hea nereye gittik dersek de Pamukkale civarı, Salda gölü vs.

Mobiler’e mutlaka yer vermeliyim. Şimdi Mobiler nedir? Öncelikler mobiler Türkçe’dir, yazıldığı gibi okunur. Mobiler bir yazarlar topluluğudur. Kar amacı yoktur. Yazarlar her ayın ilk Cuma’sı Kadıköy’de buluşup bira içer, bir sonraki ay için platform’a planlar yapar 😀 Aşağıda gördüğünüz resim de ilk buluşmamıza ait. Aşağıdaki resim’de sol alt köşede bulunan arkadaşımız(Doğukan) tarafından kurulmuştur. Doğukan ilk aklımda böyle bir proje var yer almak ister misin dediğinde en çok ilgimi çeken Türkçe olması ve mobi adı verilen her bir yazının mutlaka bir örnek proje ve kaynak kod içermesiydi. Mobiler’deki yazıları bir Türkçe inovasyon proje havuzu gibi düşünebilirsiniz. Daha fazla detay için web sitesine davet ediyorum.

Sistemin içinde yer almaya başladıkça ise her mobil developer’ın başına dert olan sdk hatırlatmaları ve haber içeriklerinin(üstteki banner kısmı) inanılmaz değerli olduğunu ve en çok da orayı takip ettiğimi fark ettim. Bir diğer yandan çok düzenli yazı yazamasam da platformun gelişimiyle ilgili de daha fazla sorumluluk almak istiyordum. Bu noktada Doğukan’la benim yazarlığa ek olarak platformun danışmanı olmam konusunda anlaştık. Yeni yıla 30 yazarla girdik. Hepsi birbirinden değerli insanlar. Yeni yeni süprizlerle mobil yazılımcılarının hayatlarına yardımcı olmaya çalışmaya devam edeceğiz 🙂

Bu sene iş yoğunluğu, dinlenme ihtiyacı vs derken teknik konuşmalarımı biraz az tutmak zorunda kaldım ama kotlin everywhere’i kaçıramazdım. Istanbul eventinde Coroutines anlattım. GDG Istanbul’a bana yer verdiği için çok teşekkürler.

Hemen ardından da İzmir’e uçtum. Yıllarca hep beraber Beşiktaş’da bira içtiğimiz grubumuzdan ve tabi şirketten ayrılıp Dubai’ye yerleşen Halil ve tatlı eşi Damla’nın düğünlerini yakalamam lazımdı ama beraber bi düzgün fotoğrafımızı da bulamadım 😀 Konuşma – uçuş – düğün – tatil birleşiminde ölümüne yorucu ve aşırı eğlenceli bir hafta sonu oldu.

Veeee bu senenin en önemli olaylarından biri ise şüphesiz canım kardeşimin nişanıydı. Tüm gün hem topukluyla gezip hem nişan fotoğrafçısı olunca yorgunluktan ölsem de değdi. Çok mutlu olsun minnoşlar.

Ve aşağıdaki fotoğraf heyecandan öldüğüm bir güne ait. Aşağıdaki yemeğe gitmeden tek bildiğim magazinsel biri geleceği ve bir wtm yemeği olacağıydı. Şokumu tahmin etmişsinizdir. Kapı açıldı Matt Brittin’le Refika havada Künefe çeviriyolar. Sonra yemekte sohbet filan. Gerçekten ones in a lifetime bir gün oldu 😀

Geçen sefer Viyana’ya gittiğimde üzüm bağlarında trekking yapamamıştım içimde kalmıştı, Sinem’i ziyaretimizde yapmış olduk 😀

Ve ardından OctoberFest – Münih 😀 Çadırlara giremedik ama o da bi dahakine artık.

Ve Sinem’in ardından Melike de Garanti’den ayrıldı. 😦 Yukardaki girl band fotosunda ortada duran kişi olarak hatırlayabilirsiniz.

Şuraya bir Garanti BBVA Dijital yılbaşı fotoğrafı bırakalım.

2019 tabi ki sadece bu anlardan bu fotoğraflardan ibaret değil. İlk defa bu yıl çok uzun geldi, bitsin istedim. Nasıl mı geçti, sadece blog yazısı değil yeniden kitap okumaya döndüğüm, netflixi hatmettiğim, bazıları için az kendim için çok fazla spor yaptığım, gezdiğim, ailemle, arkadaşlarımla vakit geçirdiğim, hatta arada birşeyler pişirdiğim bir yıl oldu. Kendimi dinlenmeye, her anı planlamamaya zorladım olabildiği kadar tabi benim için zor bir eylem. Kahkalara boğulduğum anlar da oldu, nasıl ilerleyeceğimi bilemediğim, kendimi sorguladığım anlar da. Her zaman her istediğimizi gerçekleştiremeyebiliyoruz. Kendi davranışlarımızdan, yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarına etki edemeyiz. O yüzden elimizden gelenin en iyisini yapmaktan başka çaremiz yok. Ama bazen elimizden gelenin en iyisinin de yeterli olmadığı, motivasyonumuzu kaybettiğimiz anlarda durup bir nefes alıp sonra devam etmekten başka yapabileceğimiz birşey de yok. En azından benim bildiğim.

2019 dinlenme yılı olarak misyonunu tamamladı. Bu sene koşmaya devam!

Bol neşeli bir yıl olsun 😀

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.